Kayıtlar

-Kur artışının reel kesime getirdiği haftalık yük 80 milyardan fazla…

-Döviz kuru artışından dolayı reel kesimin net döviz açığı, Nisan verileri baz alındığında, son bir haftada 80,5 milyar liradan fazla arttı -TL cinsinden reel kesimin net döviz açığı, 7 Ağustos itibarıyla, Şubat ayına göre 317,3 milyar liranın üzerinde artış gösterdi -Şubat ayı sonunda 847,9 milyar lira olan reel kesim net döviz açığı Nisan ayındaki 220 milyar 970 milyon dolarlık tutar aynı kalırsa, bu tutarın TL karşılığı Mayıs ayında 991,9 milyar, Haziran sonunda 1 trilyon 9,6 milyar, Temmuz sonunda 1 trilyon 84,7 milyar, 7 Ağustos itibarıyla 1 trilyon 165,2 liraya çıkacak -2008’de 70 milyar 539 milyon dolar olan net döviz açığı, yüzde 213,3 artışla Nisan 2018’de 220 milyar 970 milyon dolara ulaştı

-Basında tiraj kaybı büyük boyutlarda…

-Gazeteler 4 yılda tirajlarının üçte birini, dergiler beşte ikisini kaybettiler -Gazete sayısı, 2013-2017 döneminde 626, dergi sayısı ise 408 azaldı -Bu dönemde, gazete sayısı 3 bin 100’den 2 bin 474’e, dergi sayısı 4 bin 58’den 3 bin 650’ye, yıllık tiraj ise gazetelerde 2 milyar 296 milyondan 1 milyar 559 milyona, dergilerde 165 milyondan 102 milyona geriledi -Gazetelerde yıllık tirajın güne düşen kısmı 6 milyon 290 binden 4 milyon 271 bine düştü -Yazılı basının mali açıdan zor durumda olduğu da görülüyor. Yıllık yüzde 11,92 enflasyona rağmen, resmi ilan ve reklam ödemeleri yüzde 4,5 arttı. Yazılı basına yapılan medya yatırımları ise yüzde 9,9 geriledi

-Bloklar dünyası…

      -17 Haziran 2001 tarihli haberden;       -“Dünyada bir yandan küreselleşme, bir yandan da       ekonomik birlik, grup, örgüt adlarıyla bloklaşma son       hızla devam ediyor”       -“Son yarım yüzyılda çok sayıda ekonomik blok, birlik ve       işbirliği örgütü kurulmasına karşın, AB yine de dünyada       entegrasyonunu en ileriye taşımış birlik örgütlenmesi       olarak ayrıcalıklı yerini tartışmasız koruyor”       -“En son 4 Arap ülkesi, Arap Ortak Pazarı kurmak üzere       anlaşma imzaladı”       -“En büyük grup ya da örgüt Türkiye’nin de üyesi bulunduğu       G-20 ve OECD...”       -“G-20 dünya nüfusunun yüzde 60’ını, OECD yüzde 18,7’sini       barındırıyor, her iki grup da dünya GSMH’sinin yaklaşık       yüzde 80’ini üretiyor”    ...

-Dünya ekonomisinde eksen kayıyor…

-Klasik sanayileşmiş ülkeler, petrol ülkeleri, Latin Amerika ülkelerinin dünya ekonomisinde ağırlığı gittikçe azalırken, Çin, Hindistan, Endonezya, Türkiye, Güney Kore, Tayland, Mısır, Nijerya, Pakistan, Malezya, Filipinler, Bangladeş, Vietnam, Singapur gibi gelişmekte olan ülkeler dünya ekonomisinde giderek daha fazla pay kapıyorlar -G-7 ülkelerin 1980 yılında dünya ekonomisinde yüzde 51'i bulan payı, 1992’de yüzde 46,1’e, 2017 yılında yüzde 30,6'ya indi -BRICS ülkelerinin 1992'de dünya ekonomisindeki yüzde 17,8 olan payı, 2017 yılında yüzde 31,7'ye yükseldi -1980’de dünyanın 20’nci büyük ekonomisi olan Türkiye, sıralamada 1990’da 17’nci, 2017’de 13’ncülüğe çıktı. 2023’e kadar Türkiye, İtalya’yı da geride bırakarak 12’nci sıraya çıkacak    

-Yenilenebilir enerji tüketim artışında Türkiye dünya birincisi…

-Hidroelektrik dışındaki yenilenebilir enerji tüketimini 2007-2017 döneminde 33 katına çıkaran Türkiye birinci olurken, 31 katına çıkaran Çin ikinci, Romanya üçüncü, Güney Afrika dördüncü, Güney Kore beşinci oldu -Türkiye, 2007 yılında 0,2 milyon TEP olan yenilenebilir enerji tüketimini, 2017’de 6,6 milyon TEP’e çıkardı -Çin’in birinci, ABD’nin ikinci, Almanya’nın üçüncü sırada yer aldığı yenilenebilir enerji toplam tüketiminde ise Türkiye 13’ncü oldu

-Türkiye hızla yaşlanacak…

-TÜİK’in ana senaryosuna göre, halen 7,2 milyon olan 65 yaş ve üstü nüfus, 2023’de 8,9 milyona, 2040’da 16,4 milyona, 2060’da 24,2 milyona, 2080’de 27,4 milyona çıkacak -Toplam nüfus içinde 2018’de yüzde 8,7 payı olan 65 yaş ve üstü nüfusun oranı, 2080’de yüzde 25,6’ya yükselecek -65 yaş ve üstü nüfusun oranı tarihte ilk kez 2023’de yüzde 10’u aşacak -Buna karşın halen 19,2 milyon olan 0-14 yaş grubu çocuk sayısı, 2080’de 16,8 milyona düşecek -0-14 yaş grubunun toplam nüfus içindeki oranı 2018-2080 döneminde yüzde 23,5’den yüzde 15,7’ye inecek -Nüfus yaşlanınca sosyal güvenlikte sorun başlıyor

-Suriyeliler bile bebek sayısındaki azalmayı önleyemedi…

-Son 3 yılda canlı doğan bebek sayısı 54 bin 231 azalmayla 2017’de 1,3 milyonun altına indi -Ekonomik krizin yaşandığı 2001 yılında 1 milyon 321 bin 890 olan canlı doğan bebek sayısı, 2003’de 1 milyon 193 bin 154’e kadar geriledikten sonra yeniden artışa geçerek 2008’de 1 milyon 281 bin 302’ye ulaştı -Suriye krizinin çıktığı, 2011’de 1 milyon 241 bin 412’ye kadar gerileyen canlı doğan bebek sayısı, krizin boyutlarının artması ve iç savaş haline dönüşmesi ve çok sayıda Suriyelinin Türkiye’ye sığınmasıyla 2012’de 1 milyon 283 bin 62’ye, 2013’te 1 milyon 291 bin 217’ye, 2014’de 1 milyon 345 bin 286’ya kadar yükseldi -2014’te, 2001’den bu yana ki en yüksek seviyeye ulaşan canlı doğan bebek sayısı, 2014’den beri gerilemeye devam ediyor -Türkiye net göç almaya devam ediyor. Net göç almasaydı 2017’de 865 bin 274 nüfus artışı yaşanacaktı. Türkiye’nin 2017’de 130 bin 380 net göç aldığı görülüyor