Kayıtlar

-20 yılda toplanan 2,32 trilyon dolar verginin 590,5 milyar doları faize gitti

·          Makale derecesi  ·          18 Şub 2020 ·          Dünya Gazetesi ·          METİN TÜRKYILMAZ- -20 yılda toplanan 2,32 trilyon dolar verginin 590,5 milyar doları faize gitti Devletin en önemli gelir kaynağı vergiler. Öyle ki 2017 yılında gelirlerin yüzde 92’sini vergiler, yüzde 8’ini vergi dışı normal gelirler oluşturdu. Türkiye’de verginin %66,8’i KDV, ÖTV gibi vasıtalı vergilerden, %29,9’u vasıtasız vergilerden oluşuyor. Servet vergilerinin toplam vergi gelirleri içindeki oranı ise sadece % 3,3.

-Ülke nüfusu 81,6, yabancılarla 83,2, Suriyelilerle 86,7 milyon

Yaş yapısı, artış oranı ve eğitim seviyesi gibi unsurlarıyla nüfus, ekonomisine, siyasi-askeri-diplomatik gücüne etkisiyle bir ülkenin en önemli avantaj veya dezavantajlarından biridir. Türkiye için hızla yaşlanmasına rağmen Avrupa’ya göre oldukça genç, dinamik bir nüfusa sahiplik önemli bir potansiyeldir. Tabii bu potansiyelin değerlendirilmesi gerekir. Makul bir nüfus artış hızı, yüksek eğitim seviyesi bu açıdan çok önemlidir. Olaya Türkiye açısından bakarsak, nüfus, oranı düşse de artmaya devam ediyor. Nitekim, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, 31 Aralık 2019 tarihi itibarıyla ülke nüfusunu, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, 83 milyon 154 bin 997 kişi olarak açıkladı.

-TÜİK’in enflasyonu hesaplarken aldığı rakamlar…

Enflasyon rakamlarının ne olduğu konusu Türkiye’de hep tartışıla gelmiştir. Halkın büyük bölümü, enflasyonda resmi rakamların fiyat artışlarını ve hayat pahalılığını yansıtmadığını öne sürmeye devam etmektedir. Bunun en başta gelen nedeni tüketici fiyatlarında çok fazla veri alınacak işyeri olmasıdır. TÜİK, her ne kadar ülke ortalamasını baz alsa da “herkesin enflasyonu farklı” olduğu için bir türlü ortak noktayı bulamamaktadır. Lüks, pahalı noktalardan alışveriş yapanla, ucuz merkezlerden alışveriş yapanın aldığı ürün fiyatları birbirinden çok farklıdır.

-İhracata dayalı ekonomi olmadığımız sürece biz bu zorlukları çekeriz

Türk ekonomisinin önemli sorunlarından biri dış ticaret açığı ve bunun yarattığı cari işlemler açığıdır. Bu durum yeni de değil. Türkiye, 1946 yılından bu yana dış ticaret açığı veriyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ithalat ilk kez 2005 yılında 100 milyar dolar sınırını hemen 3 yıl sonra da 2008 yılında ise 200 milyar dolar sınırını geçti. 2005 yılında 116,7 milyar dolar olan ithalat 2006 yılında 139,6 milyar dolara, 2007 yılında 170,1 milyar dolara, 2008 yılında ise 202 milyar dolara çıktı. 2009 kriziyle 140,9 milyar dolara gerileyen ithalat, 2013 yılında 251,7 milyar dolarla rekor kırdı.2016’da 198,6 milyar dolarla yeniden 200 milyar doların altına gerileyen ithalat, 2017’de 233,8 milyar dolar olduktan sonra hem 2018 hem de 2019 yıllarında azaldı. 2018’i 223 milyar dolarla kapatan ithalat, geçen yılı da geçici verilere göre, 20,3 milyar dolarlık azalmayla 202,7 milyar dolarla tamamladı. Düşüş oranı yüzde 9,1’i buldu.

-Tüketicinin güveni yok ama reel kesim ve ticarette güven var

Bilindiği gibi tüketici güven endeksi 13 yıl 8 aydır iyimserlik sınırı olan 100’ün altında seyrediyor. Endeks, 2006 yılı Haziran ayından bu yana “iyimserlik sınırı” olan 100’ü geçemedi. En son 100’ün üzerinde olduğu tarih, 100,7 ile 2006 Mayıs ayıydı. Türkiye İstatistik Enstitüsü’nün (TÜİK) 29 Ocak 2020’de açıkladığı 2020 Ocak ayı için 97,1 olan ekonomik güven endeksinin, tüketici, hizmet sektörü ve inşaat sektörü güven endeksleri dışındaki unsurları olan reel kesim ile perakende ticaret sektöründe endeks değerleri iyimserlik sınırı olan 100’ün üzerinde seyrediyor.

-Tüketici güven endeksine bak ekonomideki sıkıntıyı anla

Mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, Ocak ayında bir önceki aya göre sadece yüzde 0,1 oranında artarak 58,77’den 58,82’ye çıktı. Bu rakam çok yetersiz kalıyor. Çünkü 100’ün altı kötü demek. Aslında bu durum yeni de değil. Endeks, 13 yıl 8 aydır (164 ay) 100’ün altında seyrediyor. Endeks, 2006 yılı Haziran ayından bu yana “iyimserlik sınırı” olan 100’ü geçemedi. En son 100’ün üzerinde olduğu tarih, 100,7 ile 2006 Mayıs ayıydı.

-Halk tatilden tasarruf yaptı

Türk ekonomisinin dengesinin, Nisan 2018’den sonra döviz kurlarındaki artışla birlikte bozulmasının ardından yaşanan yüksek enflasyon, faizlerin ve döviz kurlarının yükselmesiyle finansman maliyetlerinin artması ve talebin daralmasının bir neticesi olarak yatırımlarda düşüş görüldü. Küçülen ekonomi, işsiz sayısında zirveye çıkılması halkın alım gücünü olumsuz olarak doğrudan etkiledi. Bunun yanı sıra tüm emeklilerin ve memurların maaş artışının ister doğrudan ister enflasyon farkı ödenerek gecikmeli olarak resmi tüketici fiyatları enflasyonu kadar artması, buna karşın çalışanların ve emeklilerin gıda, ulaşım, enerji gibi çok kullandığı alanlarda enflasyonun yüksek seyretmesi de alım gücünü düşürdü. Halkın sokaktaki enflasyonun açıklanan enflasyondan fazla olduğu söylemi de işin tuzu biberi oldu. Bu düşüncenin, örnekleyince çok da yabana atılır gibi olmaması da ayrı bir konudur. İşletmeler, tasarrufa girmeleri gerektiğinde ilkin yatırımlarını ertelerler ve personel çıkarırlar. Kriz ...