Kayıtlar

-Ortaçağ’ın en zengini Anadoluymuş…

-Barış ve istikrar sağlandığında bu topraklar tarihin her devrinde zenginlik üretmiş -Hititlerden Türkiye’ye Anadolu’nun tamamına sahip olup da büyük olmayan devlet yok -Bundan yaklaşık bin yıl önce, bu topraklar, 1990 sabit fiyatlarıyla 600 dolarlık kişi başına milli gelirle dünyanın en zengin bölgesiymiş -O dönemde milli gelir Mısır’da 500, İtalya, İspanya ve Hindistan’da 450, Fransa’da 425, Almanya’da 410, Çin ve İngiltere’de 400 dolarmış -1000’den 1870’e, 870 yılda Türkiye’nin sahip olduğu bu topraklarda milli gelir 600 dolardan sadece 825 dolara çıkarken, İngiltere’de 400 dolardan 3 bin 190 dolara yükselmiş Ankara – 28.01.2019 – Çok fazla kıymetini bilmiyoruz ama yaşadığımız topraklar dünyanın en eski medeniyet merkezlerinden biri durumunda. Medeniyet merkezi olmasının nedeni ise zenginliği. Doğu-batı, kuzey-güney yollarının kavşağında bulunan, Karadeniz-Akdeniz geçişini kontrol eden, Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının kesişme noktasında yer alan, b...

-Türk sporunun kutup yıldızı Fenerbahçe, bu hale düşmemeli…

-Türkiye Kupası’nda, küçümsediğimden değil ama netice itibarıyla bir semt takımı olan Ümraniye’ye iki maçta da 1-0 yenilip elenmek nedir? -Süper Ligde 18 maçta sadece 17 gol atıp, 17 puan toplayıp, 15’nci sırada yer almak nasıl açıklanabilir? -Lig birincisi Başakşehir’den 21 puan daha az puan toplamak, dördüncü Kasımpaşa’dan 20 gol daha az gol atmak nasıl başarılabilir? -Birilerinin bütün bunların izahını yapması, hesabını vermesi gerekir -Fenerbahçe, sıradan bir spor kulübü değildir. Sultan 2. Abdülhamit’in despot rejimine inat, rejime rağmen bir kez değil, üç kez kurulmuştur -Ambleminde Fenerbahçe’yi en iyi temsil eden unsur, palamut dalıdır. Renkler içinde yükselen palamut dalı güç ve kudreti sembolize eder ki, Fenerbahçe bunun hakkını tarihinin her döneminde vermiştir -Kurulduğundan bu yana, Türk sporunun kutup yıldızı olmuş, her platformda büyük bir takıma yaraşır şekilde hareket etmiştir - Fenerbahçe, “futbol bu dünyada var oldukça yaşayacak”. ...

-Devletlerin borçları ayyuka çıktı…

-IMF verilerinden yapılan hesaplamaya göre, 193 ülkenin, 2018 yılında 69,6 trilyon dolar olan brüt kamu borcu, 2019 yılında 2,7 trilyon dolarlık artışla 72,3 trilyon dolara çıkacak -Tüm borçların yüzde 32’si ABD’ye, yüzde 17,1’i Japonya’ya, yüzde 10,6’sı Çin’e ait… -G-7 ülkelerin toplam borçlar içindeki oranı yüzde 65,4 ile üçte ikiye yaklaşıyor   -IMF’ye göre, Türkiye’nin 2018 yılındaki 230,7 milyar dolarlık brüt kamu borcu, 2019’da 212,1 milyar dolara inecek fakat dolar cinsinden milli gelirdeki azalma nedeniyle, milli gelire oranı yüzde 32,3’ten yüzde 33,6’ya çıkacak

-Ülke nüfus ve ekonomisinin dağılımında strateji nasıl olmalı?

-İster iç politika ister dış politika olsun yönetim ve ekonomi bir denge işidir -Bu konuda stratejimizin ve politikalarımızın yanlış olduğu ortadadır. Nüfus belli merkezlerde toplanırken, ülkenin büyük bölümünün ise hızla boşaldığının tespitini yapabiliriz - Ülkenin omurgası olan Ankara’dan Kars’a olan bölgede büyük bir nüfus azalması vardır. Bu bölgede özellikle Sivas ve Erzurum birkaç milyonluk şehir merkezleri haline getirilirse ülke nüfusu çok daha dengeli bir hal alır

-Göçün sebebi belli: İller arasında gelir uçurumu…

-İstanbullu, Kocaelili 17-18 bin dolarla yaşarken, Şanlıurfalı, Vanlı 4 bin ve Ağrılı 3 bin 500 doların altında kişi başına milli gelirle geçiniyor -Ağrılı ile İstanbullu arasındaki kişi başına milli gelir uçurumu 5,1 katı buluyor -İstanbul, Kocaeli, Ankara, Tekirdağ, İzmir, Bursa, Bilecik, Yalova, Eskişehir, Bolu’dan oluşan 10 il ülke ortalamasının üzerinde bir milli gelire sahip durumdayken, Ağrı, Van, Şanlıurfa, Bitlis, Muş, Siirt, Batman, Hakkari, Diyarbakır, Adıyaman, Şırnak ve Bingöl’den oluşan 12 il ülke gelir ortalamasının yarısından az bir gelirle yaşamak zorunda kalıyor

-Devletin açığı 2017’de 3’e katladı…

-Veriler devlet hesaplarındaki açığın 2017’de arttığını, açığın yurt içi hasıladaki payının yüzde 1,1’den yüzde 2,8’e çıktığını fakat genel devlet sektörünün konsolide borç stokunun yurt içi hasılaya yüzde 28,3 olan oranının 2017’de değişmediğini gösteriyor -2017’de devletin 67 milyar 493 milyon lira faiz gideri, 11 milyar 281 milyon lira faiz geliri oldu

-Ekonomide üçüncü çeyreği hizmetler kurtardı…

-Sıkıntı kamu harcamalarının artırılmasıyla aşılabilir. Bu ortamda, devletin Keynesyen politikalar izlemesi, daha fazla harcama yapması gerekiyor -Şirketlerin ve hanehalklarının borç vadeleri uzatılarak rahatlatılması, yatırımların hızlandırılması, ihracatın desteklenmesi, istihdam üzerindeki vergi ve sosyal güvenlik gibi yüklerin hafifletilmesi, tüm ekonomiyi etkileyen enerji maliyetlerinin vergi indirimleriyle azaltılması bir zorunluluk -Ekonomi sert yükseliş ve inişlerden olumsuz etkilenir. Yumuşak bir geçiş gerekir. Faizler bu seviyeye çıkmışken izlenecek çok sıkı para politikası ve enflasyonu keskin bir şekilde düşürmeye yönelik politikalar şirketleri de kişileri de zora sokar, ters teper, borç yükü altında ezilmelerine neden olur